Kirpik Ekimi

Op. Dr. Alper Tuncel - Aralık 16, 2010

Kirpiklerinin sayısı yetersiz olan, daha dolgun, uzun ve gür kirpiklere sahip olmak isteyen bayanlar genellikle takma kirpik kullanmaktalar. Kirpiklere yapıştırılarak uygulanan takma kirpiklerin ömrü bir-iki gün ile sınırlı olup, kullanım sayısına bağlı olarak kolay deforme olmakta ve mevcut kirpiklere de zarar vermektedir. Uzun süreli kullanım sonrasında da mevcut kirpikler de azalmaktadır.  Bu bakımdan takma kirpikler kullanışlı değildir.

Saç ekiminde de kullanılan alım tekniği olan “FUE” yöntemi ile kesi yapılmadan, kişinin kendi saç teli veya kasık bölgesi kıllarından toplanan kıl folikülleri ile kirpik ya da kaş ekimi yapılabilir. Hiçbir kesi işlemi yapılmadan uygulanan yöntem ile enfeksiyon, kanama, yara iyileşmeme riski ortadan kalkmaktadır. Uygulama sonrasında kişi, günlük yaşamına birkaç saat içerisinde döner.

Kirpik ekimi her iki cinste hipotiroidi, Addison başta olmak üzere hormonal bozukluklara sahip kişiler ile doğuştan ince ve seyrek yapılı kirpikleri olan kişilere uygulanabilir. Hiç kesi olmadan yapılan ekim işlemi sonrasında doğal kirpik ya da kaşa sahip olunmaktadır. Uygulama sonrasında ekilen kıl kökleri uzadığından ekilen kirpiklerin zaman zaman kesilmesi ve kirpik şekillendirici aletler ile biçimlendirilmesinin yeterlidir.

Saç, kaş ve sakal ekiminde olduğu gibi kirpik ekimi sonrasında da kirpikler çıktıktan sonra yoğunlaştırmak için ikinci bir sıkılaştırma uygulamasının yapılabilir. İstendiği takdirde ekilen kaş ve kirpikler boyanabilir.

Yöntem: Kirpik ekimi esnasında kullanılan teknikler farlılıklar gösterebilir. Tercih edilen birden çok yöntem bulunmaktadır. Klasik yöntemde ekilecek yere kanal adı verilen mikro delikler açılıp, doğrudan ekim yapılırken, diğer bir yöntemde kirpik cildi cerrahi olarak kaldırılarak köklerin birbirine paralel olarak yerleştirilmesi sonrasında, kapak cildi tekrar yerine dikilir.

Kliniğimizde tercih edilen yöntemde FUE tekniği ile ense veya kasık bölgesinden kıl folikülleri  mikromotor (tur motoru,  mikrodril) ucuna takılarak kullanılmak üzere tasarlanmış trepentine adı verilen silindirik içi boş ucu keskin 0.6-0.8 milimetre çaplı aletler ile çevresindeki ince bir deri dokusuyla birlikte bulunduğu yerden ayrılarak alınır. Bu şekilde toplanan foliküller, yapılan planlamaya uygun olarak kirpiklerin açısı ile uygun bir biçimde göz kapağına paralel “Choi ” adı verilen özel iğneler yardımıyla deride hiç bir kesi yapılmadan ekilir. İşlem sırasında göz kapağı yapısına ve mevcut kirpiklerin sayısına göre değişmekle birlikte en fazla 50-60 kök ekilir.

İyileşme: Köklerin yerine yerleştirilmesini takip eden 5-7 gün içerisinde, ekilen kökler yeni yerlerine adapte olur. Yeni kirpikler, ekildikleri bölgedeki kan damarları vasıtasıyla beslenir ve canlılıklarını sürdürür. Bu şekilde ömür boyu dökülmeyen, istenildiği gibi şekil verilen doğal kirpikler elde edilir.

Kliniğimizde bu alandaki en son metot olan FUE ile “Choi” iğneleri kullanılarak kanal açılmaksızın elde edilen delikten yerleştirme işlemi tercih edilmektedir, çünkü, bu yöntemle kapak cildine ekilecek kirpikler ters yönden girilerek yerleştirildiğinden daha hızlı bir iyileşme sağlanır. Köklerde herhangi bir oynama olmaz ve daha sık ekim yapılabilir.

Herhangi bir kesi olmadığından, herhangi bir enfeksiyon riski olmaz. Uygulama sonrasında kişi, günlük yaşamına 1-2 saat içerisinde dönebilir. Uygulama ortalama 1-1,5 saat sürer. Sıklaştırma için uygulamanın genellikle bir kez daha tekrarlanması yetmektedir. Sıklaştırma sırasında yine aynı sayıda ekim yapılabilir.

Nevus eksizyonu (Ben Alımı)

Op. Dr. Alper Tuncel - Aralık 10, 2010

Ben Nedir Ne Değildir?
İki çeşit ben bulunmaktadır: Doğumsal ve edinilmiş. Çoğunlukla benler doğumda mevcut olmayıp sonradan ortaya çıkar.  Yirmi yaşından itibaren çoğu insanda 20-30 adet  vücudunun her yanına dağılmış ben mevcuttur. Bu benler zamanla görsel hale gelirler ve genellikle büyüklükleri 0,5 mm den büyük olmaz. Sadeceher yüz bebekten biri doğumsal nevüsle doğmaktadır. Bu benlerin büyüklükleri değişmektedir: 0,6 santimetreden küçük olabildiği gibi neredeyse tüm vücudu kaplayanı da vardır ki bunlara “dev konjenital nevüs” adı verilir.  Büyük nevüsler, yetişkinde 20 santimden ve bebekte 8 santimden büyük çapa sahip olarak ya da yüz veya ayak gibi bir vücut alanının büyük kısmını kaplayan diye tanımlanmıştır. Benler büyüklük, şekil, yüzey dokusu ve tüylülük bakımından çok çeşitlilik göstermektedir. Rengi açık tabadan simsiyaha dek değişmektedir. Çoğu kahverenginin tonlarındadır. Bazıları ince tüylü iken çoğunda uzun, kalın, koyu renkli, kaba görünümlü veya kıvırcık tüy bulunur. Bu tüyü kesmek veya tıraş etmek gelişimini artırmaz. Bazısı kalıcı olarak “tüyleri ürpermiş” bir görünüme sahiptir zira piloerektör adı verilen küçük kası epey büyümüştür. Bu minik kas, soğuğa maruz kaldığında insan cildi üzerindeki tüyün dimdik durmasını sağlar.

Takip

Benler melanosit ismi verilen ve deriye renk veren hücrelerin oluşturduğu deri değişiklikleridir. İnsan vücudunda çok sayıda ben görülebilir.Bu benlerin bazıları doğuştan vardırlar,bazıları ise güneşe maruz kalınması sonucunda oluşurlar. Benler; kahverengi,siyah ya da nadiren koyu mavi renkte olabilirler.Her koyu renk değişikliği yada kabarıklık ben değildir.Deride var olan değişikliğin Ben olup olmadığı konusunda dermatoloğunuz size yardımcı olacaktır. Doğuştan gelen benlerde daha fazla risk olmakla birlikte benlerin bazıları kanser riski taşıyabilir.Bu nedenle,tehlikeli benlerin takibi son derece önemlidir.

Benlerin Çıkartılması

Halk arasında benlere “bıçak değdiği” zaman kötüye dönüşebilecekleri hakkında yanlış bir inanış vardır. Oysa tam tersi tehlike taşıyan benlerin cerrahi olarak çıkarılmaması durumunda yaşamı tehdit eden “Malign Melanom” isimli bir deri kanserine dönüşüm riskleri vardır. Malign Melanom,tüm dünyada hızla artmakta olan kötü seyirli bir kanser tipidir.Bu nedenle,tehlikeli benlerin tespiti ve çıkarılması kişinin hayatını kurtarabilir. Halk arasında başka bir inanışta ben cerrahi olarak alındıktan sonra kanserin arttığı inanışı ki çok yanlış bir durumdur. Oysaki hergün yüzbinlerce ben Plastik Cerrahlar tarafından çıkarılmakta ve o insanlar kansere yakalanmamaktadır. Malign Melanom gelişimi riski genel popülasyonda %1,5’dur; Yani 70 kişiden birinde yaşamı boyunca gelişme ihtimali vardır. Bu oran atmosferimizdeki ozon tabakasındaki incelme ve zararlı UV ışınlarına artan maruziyet nedeniyle hergün artmaktadır. Benleri olan insanlarda günün birinde benlerin kansere dönüşme oranı ise %2 ye çıkar, yani 50 kişiden birinde  deri tümörü gelişebilir.  Ben alındıktan sonra patojik tetkik yapılmadı ise, patojik tetkik ile Malign Melanom teşhisi konmasına rağmen ileri tetkik, tedavi ve takipleri yapılmadı ise, çıkarıldığında(Malign Melanom’un ileri evrelerinde teşhis konuldu ise)uzak organ metastazları zaten gerçekleştiği için hastalar kaybedilir.

Mevcut cilt lezyonlarının çıkartılması işleminin bu konuda en çok tecrübesi olan ve estetik uygulamalar nedeniyle izlerin en az kalmasını sağlayacak olan Plastik Cerrahlar tarafından yapılması gerekir.

Smartfacelift

Op. Dr. Alper Tuncel - Ağustos 31, 2010

Laserlipoliz teknolojisi sayesinde gelişen cerrahi işlemlerden bir tanesi de “smartfacelift” operasyonudur. Laserlipolizin yüz ve boyun bölgesi uygulamaları sayesinde bu bölgenin daha güvenli ve daha hassas olarak ele alınarak gençleştirilmesi sağlanmış olmaktadır. Yüz bölgesindeki birçok hayati öneme sahip yüz siniri ve damarsal yapılarının varlığı nedeniyle yüz germe işlemlerinde hem bazı sınırlamalar hem de bazı zorluklar söz konusudur, ancak bu yeni kombinasyon sayesinde yüz rejüvenasyonu cerrahi açıdan oldukça kolaylaşmış olmaktadır.

Teknik olarak smartfacelift işleminin iki ana unsurundan birisi olan “laserlipoliz” işlemi  tüm yüz bölgesine ve özellikle konvansiyonel facelift operasyonlarında yüz sinirlerinin sonlandığı nokta olması nedeniyle erişilemeyen, cerrahi olarak nasolabial oluk diye adlandırdığımız burun dudak arası  katlantıya erişilebilmesine olanak sağlayarak yüz germe işleminin başarısını katlamaktadır. Bu işlemde öncelikle laserlipoliz ile tüm yüz cildi alttaki SMAS tabakası diye adlandırdığımız dokudan kolaylıkla ayrılmakta ve bu işlem sırasında en ufak bir kanama odağı bile cihaz tarafından yok edilmektedir. Bu işlem esnasında da daha önceden belirtildiği gibi tüm hayati öneme sahip sinirler ve damarlar aletin selektif yapısı sayeinde korunmaktadır. Bu sayede bölgesel olarak kansız bir işlem gerçekleştirilmekte takiben kulak önü ve arkasına yapılan cilt kesileriyle de yeterli cilt çıkartılması sağlanmış olmaktadır. Laserlipolizin diğer önemli özelliği olan sıkılaştırma işlemi sayesinde kollajen dokusu artışı ile hem ciltaltından dokuya kaybettiği elastikiyet sağlanmakta hem de yara iyileşmesi oldukça hızlandırılmaktadır.

Meme Estetiği ile Zamanı Geri Getirin !

Op. Dr. Alper Tuncel - Temmuz 31, 2010

Göğüsler (meme) bayanların yaşam sürecinde hem estetik, hemde fizyolojik olarak oldukça önem taşımaktadır. Göğüsler gerek biçimsel gerek hacimsel olarak bir çok defa değişikliğe uğramaktadırlar.

Göğüsler yaş, genetik özellikler, vücut ağırlığındaki değişiklikler,gebelik, emzirme, menapoz gibi nedenlerle değişikliğe uğrayabilirler. Günümüzde estetik açıdan yeterli görünüm ve projeksiyon vermeyen memeler bazı bayanlarda güvensizlik, depresyon gibi olumsuz duygular yaratmakta, kişinin sosyal yaşantısını etkilemektedir. Meme ameliyatlarını sınıflandırırsak en sık olarak silikon protez ile meme – göğüs büyütme ameliyatları, meme dikleştirme, meme  küçültme ve meme asimetrisi yani eşitsizliği ameliyatları yapılmaktadır. Meme başı-ucu ile ilgili olarak meme başı yokluğu, meme ucu çöküklüğü ya da meme ucunun farklı bir yerde olması karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde ise en sık jinekomasti dediğimiz erkekde kadın tipi meme büyümesi durumu ve meme dokusunda fazla yağ birikimine yönelik operasyonlar yapılmaktadır.

Revizyon (Düzeltme) Ameliyatları

Op. Dr. Alper Tuncel - Temmuz 25, 2010

Estetik Ameliyatların önemli bir bölümünü daha önceden yapılmış olan ameliyatlar oluşturmaktadır. Bu oran küçümsenmeyecek kadar fazladır. Hastaların en büyük şikayeti genellikle daha önce planlananın dışında bir sonuçla karşılaşmış olmasıdır. Bu tabii ki ister istemez hastayı ve çevresini gerer. Hastanın psikolojisi olduça bozulmuştur. Bu hastaların ilk olarak sakinleşmeleri sağlanarak yapılabilecek olan ameliyatın planlanmasından önce yapılacak en erken zamanın konuşulması gelir.

Tabii ki bir çok estetik ameliyatı geçirmiş olan hastanın bildiği gibi bu ameliyatlar için en erken 6. ay uygun olacaktır. Ama öncesinde hastaların rahatlamasını sağlayacak ek tedbirler de alınabilir. Örneğin erken dönemde rinoplasti (estetik burun) ameliyatı sonrası bir tarafta çöküklük gözlemleniyorsa o tarafa geç emilen dolgular, hatta bazen 3-4 aylık periyodu doldurduysa kalıcı olan dolgularla revizyona gerek kalmadan hastanın şikayeti giderilebilir. Genellikle meme, karın germe, liposuction gibi vücudun giyisilerle kapatılabilen bölgelerine yapılan ameliyatlar sonrası hastaların işi biraz daha kolaydır. Ancak işin psikolojik boyutu ön planda olduğundan hastanın 2. operasyonu bekleme döneminde gerekirse Psikiatrik yardım alınması da önerilebilir.

Hastaların bilmesi gereken en önemli olgu, hiçbir hekim kötü ameliyatlar yapmak istemez. Tabii ki revizyon ihtiyacı olması durumunda ilk ameliyatı yapan hekimin hastaya yaklaşımı çok önemlidir. Ancak bazı durumlarda hastaların minör problemleri çok fazla kullandığı da gözlemlenmektedir. Bu durumlarda hastaların ilk işlemi gerçekleştiren hekimi tekrar seçmemesi çok olağandır. Tabii ki burada ikinci başvurulan hekimin ameliyatı yapan ilk hekim kadar ameliyata hakimiyeti olamaz, ancak 2. ameliyat öncesinde çok değişkenli bir planlama ile bu problem her Plastik Cerrah tarafından aşılabilir.

Birçok Plastik Cerrah daha önceden ameliyat olmamış hastalara operasyon yapmak ister ancak bu her zaman mümkün olamaz. Revizyon ameliyatlarında bu konuda çok fazla ve yeterli deneyimi olan cerrahların tercih edilmesi de önemlidir.

Hastaların 2. operasyon sonrasında iyileşme sürecinin daha uzun olacağı, bazen tek bir revizyonun yetersiz kalabileceği ve hiçbir zaman ilk ameliyatı düzgün yapılmış bir hasta kadar başarı sağlanamayacağını da bilmeleri gerekir.