Burun Estetiği Yaptırmak Günah mı?

Op. Dr. Alper Tuncel - Eylül 20, 2013

Sizlerin burun estetiği yaptırmadan önce sürekli olarak bu operasyonla ilgili bizlere bu soruyu soruyor olmanız en sonunda buradan kendimce bir cevap vermeyi zorunlu kıldı. Umarım bundan sonra kafanızı meşgul eden bu soruya vereceğim cevabım ile sizleri bir nebze de olsa rahatlatmış olurum.
Gün geçmiyor ki bir estetik hastam ve özellikle de burun estetiği yaptıracak olanlar bana rinoplastinin dinen caiz olup olmadığını veya yaptırırlarsa günaha girip girmeyeceklerini sormasınlar. Ben de her seferinde şakayla karışık ” Siz hocaları karıştırdınız ben cami hocası değilim” diye başladığım kendimce mantık süzgecinden geçirmiş olduğum cevabımı veriyorum. Nasıl bir cevabım olduğunu sizlerle de paylaşayim dilerseniz. Benim mantığıma göre -burada bu soruyu soran tüm hastaların Müslüman olduğunu belirtmeliyim- İslam dininde mantık esastır. Yani mantığa uymayan hiçbir inanış veya düşüncenin İslamiyet’te yeri yoktur. Bunun yanında Yaratan kutsal kitabında kendisi istemeden hiç bir insanın hiç bir bilgiye veya yetiye sahip olamayacağını mana olarak ifade etmiştir. Ayrıca din bilginlerinin genellikle konuya olumlu yaklaşımda bulunanları eğer hastanın psikolojik veya fizyolojik bir sorunu varsa ameliyat olabileceklerini belirtmekteler. Bu saydığım gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda bana göre -tabii bu benim şahsi yorumum- dinen burun estetiğinin günah olmadığını düşünüyorum. Tabii bunun aksini iddia edenlere de saygı duymakla birlikte görüşlerine katılmadığım için umarım bana kızmazlar.

Romberg Sendromu

Op. Dr. Alper Tuncel - Mayıs 8, 2013

Parry Romberg sendromu (PRS) tek taraflı olarak tüm yüzeyel yüz dokusunu, alttaki kas, kartilaj ve kemiği etkileyebilen atrofik bir displazidir. Etyolojisi kesinlik kazanmamıştır. Hastalık genellikle yanak, alın ve çene dahil yüzün tek bir tarafında gelişir.Parry-Romberg sendromu sendromu çok nadir görülen bir hastalıktır. Parry–Romberg Sendromunda bağışıklık sisteminin kendine saldırması (otoimmünite) nedeniyle  yakalanan kişinin yüzünün bir tarafı atrofiye uğrar. Parry Romberg sendromu (PRS) 1825 yılında Parry, 1846 yılında Romberg tarafından birbirlerinden habersiz olarak tanımlanmıştır. Vakalar çoğunlukla sporadiktir. Hastalık genellikle ilk 20 yaşda başlar. Bu çok nadir hastalığa yakalanan dünya çapında sadece 700 kişi vardır. Çoğu vaka teşhis edilmeden hayatına devam etmektedir. Hastalık çoğunlukla 5-15 yaş arası kız çocukları etkiliyor, daha çok sol yüz yarısını etkiliyor, yetişkinlikte de görülebiliyor. Tedavide en uygun yaklaşım plastik cerrahi müdahalelerinden bir veya birkaçı olabilir. Bunların arasında en yaygın olarak hastanın kendi yağ dokusunun hazırlanarak atrofi bölgesine enjeksiyonu(lipofilling), serbest veya saplı doku transferleri, bazen kemik rezorbsiyonu olan vakalarda ise implantlar ve kemik greftleri ile rekonstrüksiyon düşünülebilir.

Selülitin Lazerle Tedavisi: Cellulaze

Op. Dr. Alper Tuncel - Eylül 26, 2012

“Erkeklerde neden hiç selülit denen bela yok da bizde var? Ne kadar zayıflarsam o kadar fazla görünüyor? Bıktım ne selülit kremleri kar etti nede mesoterapiler!” Bu ve bunun gibi tepkiler selülit bahsi açıldığında kadınların çoğunun dillendirdiği soruların başında geliyor sanırım. Bu “belanın” artık cerrahi bir tedavisi var. İsmi “Cellulaze” cihaz aslında anafikir olarak “laserlipoliz” teknolojisiyle  aynı şekilde çalışmakla birlikte cilaltı dokularına özel bir takım yenilikler de içeriyor.

Sellülit nedir, nasıl oluşur aslında buradan başlarsak cihazın etkileri de daha iyi anlaşılır kanımca. Selülit iki katman halinde bulunan deri altı yağ dokularından üstteki tabakanın kompozisyonundaki bir takım değişiklikler sonucu oluşan bir deformitedir. Burada cilt ve cilt altı yağ dokusundaki yapısal bozulmalar, ciltte girintili çıkıntılı, portakal kabuğu şeklinde tarif edilen bir cilt görünümüne  neden olur. Ergenlik sonrasında ki kadınların %80-85 inde çeşitli miktarlarda görülür. Nedeni tam olarak ortaya konulamamışsa da ailesel faktörler, beslenme alışkanlıkları(ör.kafeinli içecekler), hormonal faktörler ve çeşitli hastalıklar suçlanmıştır.  En sık, kalça ve bacaklar, alt karın bölgesi ve göğüslerde görülür. Sellülitte sorun sistemik değildir. Cilt ve ciltaltı dokulardaki dolaşımda bozulma sonucu; asıcı bağ dokuların cildi çekmesi sonucu çökmeler, yağın cilde doğru fıtıklaşması sonucu tümsekler ve ciltte bu çekme ve itmeye bağlı olarak incelmelerin oluşumu ile karakterize bir süreçtir.
Nedeni tam olarak bilinemeyen sellütin tedavisinde günümüze kadar birçok yöntem denenmiştir. Bu yöntemlerden en bilinenler

Masaj

Kremler

Mezoterapi

Vakum Yardımlı Cihazlar

Radyofrekans Yardımlı Cihazlar

Cilt Üzerinden Uygulanan Ultrason Yardımlı Cihazlar

Cilt Üzerinden Uygulanan Lazer Yardımlı Cihazlar

Bu yöntemlerin hepsi, sellülit görünümünde geçici bir iyileşme sağlasa da, hiçbir zaman kalıcı bir tedavi sağlayamamıştır. Çünkü sellülit ciltte yapısal bir bozulma sonucu ortaya çıkar ve cilaltı dokulardaki bu bozukluğu düzeltmek için dışarıdan yapılan müdahaleler pek işe yaramazlar.

Sellülit tedavisinde, en son  yöntem CELLULAZE adı verilen lazeridir. Cellulaze, tek seansta, uygun dalga boyu ile sellülitli alanda hem  fibröz  bantları serbestleştirir, hem fıtıklaşmış yağ dokularını eritir ve hem de cildi sıkılaştırarak etki eden, portakal kabuğu manzarasını da ortadan kaldırır.

Cellulaze lazerinin kullanımında; hastanın uyutulmasına gerek kalmadan, sadece sellülitli alan uyuşturularak, çok küçük bir kesi ile ciltaltına girilir ve özel bir dalga boyuna sahip lazer ile sellülite neden olan tüm etkenler tedavi edilir.


Selülit Tedavisi

Op. Dr. Alper Tuncel - Mayıs 16, 2012

Selülit Nedir? 

Selülit  pek çok kaynağa göre kadınların 90%-95% ‘inde görülmektedir. En çok 21 yaş sonrasında ortaya çıkmaktadır. Selülit vücutta en çok, kalça, basenler ve bacakta ortaya çıkar.Selülit; obez, kilolu, normal kilolu ve hatta zayıf kişilerde görülebilir. Selülit ne kadar kilolu olduğunuzla ilgili değildir. Ancak kilo, selülit problemini arttırmaktadır.Selülitin portakal kabuğu veya dalgalı cilt görünümü,  sıkışmış yağ hücrelerinden kaynaklanır. Yağ hücreleri derinin altında,  bağ dokusu arasında sıkışmaktadır. Bağ dokusuna sıkışmış yağ hücreleri yüzeye doğru itilir. Portakal kabuğu görünümünün nedeni budur.

Selülit nedenleri :

Genetik eğilim

Hormonal değişimler, özellikle östrojen seviyesi dolaşım bozukluğu yapmaktadır

Yaşla birlikte cilt bağ dokusunun zayıflaması

Kilo almak ve egzersiz yapmamak

Hamilelik

Sigara, doğal olmayan gıdalar, aşırı yağ, rafine şeker kullanımı ile bozulan lenf dolaşımı

Selülit dereceleri nelerdir?

Derece 0 selülit: Deri iki parmak arasında sıkıldığında bile ortaya çıkmaz

Derece 1 selülit: Ayakta dururken ve yatarken selülit görülmez. Deri sıkıldığında portakal kabuğu görünümü ortaya çıkar.

Derece 2 selülit: Ayakta dururken selülit görülür ancak yatarken kaybolur.

Derece 3 selülit: Ayakta ve yatarken selülit görüntüsü ortaya çıkar.

Mezoterapi selüliti nasıl tedavi eder?

Venöz (toplardamar) ve lenfatik dolaşımı düzeltir

Portakal kabuğu görünümünü veren bağ dokusu bantlarını azaltır

Bağ dokusu bantları arasına sıkışmış yağ dokusunu eritir.

Selülit bölgesindeki ödemi çözer.

Selülitli bölgedeki derinin sağlamlaşmasını sağlar  

Selülit Mezoterapisi Nasıl Yapılır? 

Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisi için kullanılan bu yöntemde üzerinde 200 veya 540 adet çok küçük iğneler olan roller aparatlarıyla veya 4mm mezoterapi iğneleriyle selülitli bölgeye enjekte edilmesi ile yapılır.

Selülit Mezoterapisi Kaç Seans Sürer ? 

Selülit Mezoterapisi Selülitin derecesine göre ortalama 3 ile 10 seans arası yapılır.  Gereğinde seans sayısı artırılabilir. Haftada 1 kez yapılan bu uygulama yaklaşık 10-15 dakika sürer.       .

Sellülit mezoterapisinden sonra beslenme nasıl olmalıdır? 

Özel bir mezoterapi diyeti yoktur. Ama kişiler selülitleri için şunlara dikkat etmelidir:  Kafeinli içeceklerden (çay, kahve, kola) soda ve tuzdan uzak olmalı; yağsız, şekersiz, posalı yiyeceklerden oluşan beslenme programı uygulamalıyız. İçecek olarak bitki çaylarını tercih etmeliyiz. Tedavi sırasında ve sonrasında spor ve uygun beslenme şekli  yaşam tarzımız olmalı, stresten kaçınmalıyız. Günde yaklaşık 2-3 lt. su tüketmeliyiz

Mezoterapi Tedavisinden sonra nelere dikkat edilmelidir ?

Tedaviden hemen sonra günlük aktivitelere dönülebilir.

Tedaviden sonraki 12 saat içinde sıcak duş alınmamalıdır.

Mezoterapinin hemen sonrasında spor yapılmamalıdır.

Mezoterapi sonuçlarını ne zaman görebilirim?

Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. Genelde 4. seanstan sonra sonuçlar alınmaya başlanır.

Selülit tedavisi tamamlandıktan sonra aralıklı olarak Tek seans mezoterapi, selülitin tekrarlanmaması açısından önemlidir.

Mezoterapi Yan etkileri nelerdir?

Olası yan etkileri çoğu hafif ve geçicidir. Hafif yanma ve kaşıntı morluk ve kızarıklık sık görülen yan etkilerdir. Çoğu morluk bir hafta içinde geçer.

Selüliti engellemek için neler yapılmalıdır?
Egzersiz
Kas güçlendirici çalışmalar
Vitamin A ve C gibi antioksidanları almak
Liften zengin gıda rejimi
Günde 12 bardak su içilmesi

Yaşam biçimi sağlıklı yaşam şekline dönüştürüldüğünde selülit azalacak ve yoğun tedavilere gerek kalmayacaktır.

Yukarıda listelenenlere ek olarak, şeker, tuz, kafein ve diğer bazı maddeler selülitin nedeni olarak gösterilmesine rağmen, tüm bu etkenlerin selülitle ilişkisi kesin değildir. Örneğin hayatında hiç egzersiz yapmamış, patates ve çikolata tarzı gıdaları sıklıkla yiyen bir kadında hiç selülit görülmeyebilir.

Yapılan en son araştırmalara göre selülit oluşumunda, yaş ve kalıtım en önemli faktördür. Bu nedenle egzersiz ve diyet faydalı olabilirken, bu problemi tamamıyla çözmez.

Diğer Selülit tedavi yöntemleri 
Masaj Tedavisi:
Dolaşımı canlandırmak için yapılan masaj mutlaka anatomi bilgisi olan deneyimli ellerle yapılmalıdır. Selülit masajı yüzeyde kalmalı ve acı vermemelidir. Selülit üzerinde etkili olabilecek iki tür masaj vardır. Bunlar dolaşım masajı veya yapılabilen lenfatik drenaj masajıdır. Dolaşım masajı derialtı kanı dolaşımını iyileştirir. Özellikle de kanın bacaklardan göğüse doğru gitmesini sağlar. Belirli noktalara parmakla bastırıldığında ve belirli lenfatik düğümler istikametinde hareket edildiği takdirde kullanılmış lenf atılıp yenilenir.

 

Dermofat Greftleme ile Dudaklar Kalıcı Olarak Dolgun Olabilir

Op. Dr. Alper Tuncel - Ekim 10, 2011

Kalıcı dudak dolguları oldukça riskli olduğundan çoğu firmanın ürettiği dolgular olmasına rağmen biz Plastik Cerrahların çoğu tarafından rağbet görmemektedir. Nedeni ise yabancı bir maddenin kontrolsüz bir şekilde belli bir alana enjeksiyonu ve bu yabancı maddenin çoğunlıkla içeriğinde bulunan yapıtaşlarına karşı vücudun geliştirebileceği olumsuz tepkiler ve oluşabilecek komplikasyonların (dışarı çıkma, enfeksiyon, migrasyon, yabancı cisim reaksiyonları gibi) oldukça ihtimal dahilinde olmasıdır. Bu nedenle bu tip riskler çoğumuz tarafından üstlenilmemektedir. Tabii burada sizlerin aklına meme büyütmede, kalça ve bacakta kullandığımız silikon implantlar gelebilir.  Onlar da yabancı cisim ve niye reaksiyonlarından korkmuyoruz? Bu sorunun  basit bir cevabı var; o maddeler nispeten şekilli ve kılıfı olan cisimler olduğundan doku içerisinde karışmak bir yanavücut tarafından sınırlandırılır ve etrafında bir “kapsül” gelişir. Ayrıca silikon vücutta kullanılabilecek en inert yani uyumlu yabancı maddelerden biridir. Ayrıca en önemli neden ise henüz yerine konulacak yeterli etkinlikte teknikler gelişmemiştir. Söz gelimi yağ doku transferleri oldukça sınırlı vakalarda ve önceden kestirilemeyen başarı oranlarına sahip olarak uygulanabilmektedir.

Dudak dolgunluğunu sağlamak ise vücudun herhangi bir bölgesine göre oldukça zordur. Dudak hareketli bir organ olduğundan içerisine konulan geçici dolgu materyalleri ve en kalıcı olan yağ bile zmanla eriyerek yok olmaktadır. Yağ dolgular kalıcılık isteyen hastalar açısından hepimizin aklına ilk gelen seçenektir ama dudata tutma oranları %30 a kadar düşebilmekte, bu da tekrar tekrar yapılmasını gerektirmektedir. Tabii bu hastaya sedasyon da olsa bir anestezi vermeyi gerektirir. Son zamanlarda prp veya yağ dokudan alınarak işlemden geçirilmiş ve zenginleştirilmiş kök hücreler ile birlikte yağ transferlerinin daha kalıcı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Ancak bu durumda bile yağ hücreleri travmaya duyarlı hücreler olduğundan sonuçlarda değişimler de olabilmektedir.

İşte tüm bu nedenlerle geliştirilmiş olan bir teknik bu konuyla ilgili problemi kökten çözümlemektedir. Bu teknik yeni değildir, ancak dudak uygulamaları çok sık tercih edilegelen bir teknik değildir. Bahsettiğimiz  “dermofat greftleme” tekniğidir. bu teknikte hastanın bir yerinde geçirilmiş bir travma veya cerrahi sonrası oluşmuş olan yara izi kullanılarak bu dokudan bir parça hazırlanmakta, yara izi olmayan veya istemeyenlerde ise tıbbi işlemlerden geçilirek dışarıdan hazırlanmış “dermal greftler” kullanılabilmektedir. Tabii burada en iyisi hastanın kendi dokusundan olanı kullanmaktır. Böylece kalıcılık artacaktır. eknik ile alınan yara dokusu ve altındaki yağ dokusu bir tüp şekline getirilerek dudak hiç açılmadan küçük bir delikten geçirilerek her iki dudakta kalıcı dolgunluk sağlanmaktadır. Hastanın bir hafta dudak hareketlerini sınırlaması yeterlidir. Yara izi kalmaz genellikle 1-2 günlük buz uygulaması ile şişlikler kaybolur ve hasta günlük hayatına kaldığı yerden devam edebilir.